ALTAN ÖYMEN’E VEDA: BİR DURUŞUN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Abone Ol

Bir halkın kalbinde iz bırakmak, sadece iktidar koltuklarında oturmakla değil; o halkın acısını anlamak, sevincine ortak olmak ve her şeyden öte, onunla yürümekle mümkündür. Altan Öymen, işte bu yürüyüşü ömrüne nakşetmiş, demokrasiye adanmış bir ömrün adıdır.

Onun vefat haberiyle sarsıldık. Ama asıl, onunla birlikte bir çağın şahitliğini de toprağa veriyor oluşumuz yüreğimizi burktu. Siyasetin kirinden, polemiklerin hoyrat dilinden uzak bir zarafetle yaşadı. Hem gazeteci hem siyasetçiydi; ama her şeyden önce, memleket sevdalısı bir insandı. Kelimelerini önce vicdanında tarttı, sonra halkın sofrasına koydu. O sofrada ekmek kadar sade, su kadar hayatiydi söyledikleri.

Çünkü Altan Öymen, yalnızca bir siyasetçi değildi. O, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde vicdanın sesiydi. Askerî vesayetlerin gölgesinde, faili meçhullerin karanlığında, hakikatin susturulmaya çalışıldığı zamanlarda bile susmadı. Gazeteciliği sadece meslek olarak değil, bir aydın sorumluluğu olarak gördü. Karanlığı aydınlatmak için kalemini değil, yüreğini de ortaya koydu. Onun satırlarında yalnızca bilgi değil, ahlâk da vardı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevini üstlendiğinde, Türkiye zor zamanlardan geçiyordu. Ama o, öyle bir sükûnet, öyle bir nezaket ve öyle bir feraset getirdi ki siyasetin diline, hepimize insan kalmanın mümkün olduğunu yeniden hatırlattı. Siyaseti bir savaş değil, bir toplumsal sorumluluk olarak gördü. O nedenle hiçbir zaman ötekileştirmedi, hiçbir zaman bağırmadı. Bilgisiyle, görgüsüyle, tevazusuyla örnek oldu.

Kültür ve Tanıtma Bakanı olduğu dönemde Türkiye’yi tanıtan değil, Türkiye’yi anlatan bir anlayışı benimsedi. Kültürün bir devlet politikası değil, halkın ruhunu yansıtan bir değer olduğunu savundu. Her gittiği yerde, her konuşmasında halkı küçümseyen değil, halktan öğrenen bir bakış vardı. Çünkü o halkı tanıyordu; acısını da, umudunu da içinde taşıyordu.

Şimdi, aramızdan ayrılırken bize bıraktığı en büyük miras, temiz kalmış bir dilin, eğilmeyen bir duruşun ve erdemli siyasetin mümkün olduğuna dair inancıdır. Bugün bu ülkede hâlâ adaletten, özgürlükten, eşitlikten söz edebiliyorsak, o sesi yüksek çıkaranlardan biri de Altan Öymen’di.

Belki çok kişi geldi geçti siyasetin sahnesinden. Ama çok azı iz bıraktı. O iz, bazen bir gazete arşivinde, bazen bir kitap sayfasında, bazen bir meclis konuşmasında, ama en çok da insanların gönlünde saklı kaldı. Altan Öymen’in izi de orada: Bu toprakların vicdanında…
Bugün onu uğurlarken, sadece bir insanı değil; bir fikri, bir anlayışı, bir zarafeti uğurluyoruz. Yalnızlaştığımız bu gürültülü çağda, onun sessiz ama derin sesi kulağımızda çınlamaya devam edecek:

“Demokrasi, sabır ister. Ama en çok da temiz yürekler…”

İşte biz, o temiz yüreklerden birini uğurluyoruz bugün.

Altan Öymen’e borçluyuz. Onun gösterdiği yolda yürümeye, onun gibi dik durmaya, onun gibi doğru söylemeye borçluyuz.

Uğurlar olsun güzel insan…
Uğurlar olsun halkın yoldaşı…
Sana yakışan bir veda kolay yazılmıyor,
Ama sana yakışır bir vefa sonsuza dek sürer.

Son Dizeyle Veda:

Bir gölgedir geçti alnımızdan
Bir ışık tuttu geceye doğru
Bir güzel insan halkıyla yolda
Şimdi sonsuzluğa yazılıyor…

{ "vars": { "gtag_id": "G-39E5WWDBTB", "config": { "G-39E5WWDBTB": { "groups": "default" } } }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }