BİRİNE BAĞLANMAK MI, BAĞIMLI OLMAK MI?

Abone Ol

Hayatımız boyunca kurduğumuz ilişkiler, kim olduğumuzu şekillendirir. Ailemizle, arkadaşlarımızla, partnerimizle olan bağlarımız; yaşadığımız tecrübelerle birlikte ruh dünyamızda derin izler bırakır. Peki bu ilişkilerde kurduğumuz duygusal köprüler her zaman sağlıklı mı? Bağlanmakla bağımlı olmak arasındaki o ince çizgiyi nasıl fark ederiz? Ve daha önemlisi, bu çizginin hangi tarafında durmalıyız?

Bağlanmak: İnsan Olmanın Temel Gereksinimi
Bağlanmak, doğuştan gelen bir ihtiyaçtır. Henüz bebekken bile bakım veren kişiye duyulan güven ve yakınlık ihtiyacı, yaşamın ilk bağlanma örneğidir. Sağlıklı bağlanma, kişinin kendini güvende hissetmesine, aidiyet duygusu geliştirmesine ve ilişkilerinde karşılıklı saygı çerçevesinde bağ kurmasına olanak tanır.

Birine bağlanmak; onun varlığıyla güçlenmek, yokluğuyla da var olabilmektir. Bağlandığınız insan yanınızda olduğunda mutlusunuzdur, ama yokluğunda da hayatınıza devam edebilir, kendinizi yok saymazsınız. Çünkü sağlıklı bağlanma, kişinin önce kendine olan saygısını, sonra başkasına duyduğu sevgiyi besler. Bu tür bir bağ, destekleyici, geliştirici ve özgürleştirici bir yapıya sahiptir.

Bağımlı Olmak: Kimliğin Erimesi
Bağımlı olmak ise bağ kurmanın bozulmuş, aşırıya kaçmış bir versiyonudur. Kişi, karşısındaki insan olmadan yaşayamacağını düşünür, kendi kimliğini onun varlığına endeksler. Karşısındaki kişiye olan duygusal ya da psikolojik bağlılık, artık bir ihtiyaçtan çok bir zorunluluğa dönüşür.

Bağımlı olduğunuzda, kendi sınırlarınız silikleşir. Kendi kararlarınızı veremez, ondan onay almadan adım atamaz hale gelirsiniz. Onsuz geçen zaman anlamsız gelir, kendinizi eksik, hatta yok hissedersiniz. Bu durum zamanla bir “ben” sorunu doğurur: Kendi benliğinizin yerine “biz”i koyarsınız, ancak bu "biz" çoğunlukla sizin varlığınızı törpüleyen bir yapıya dönüşür.

Sevgi Maskesi Altında Gelen Zehir
Bağımlılık çoğu zaman sevgiyle karıştırılır. “Onsuz yaşayamam”, “O olmazsa ben de yokum” gibi romantize edilmiş cümleler aslında duygusal bağımlılığın habercisidir. Oysa sevgi özgürlükle birlikte büyür. Gerçek sevgi, iki tamamlanmış bireyin yan yana yürümesidir; biri diğerinin eksik parçalarını tamamlamaya çalışmaz.

Bağımlı ilişkilerde ise kişi karşısındakinin ilgisini kaybetmemek için kendinden vazgeçer, sınırlarını ihlal ettirir, hatta zamanla kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırır. Bu da sağlıklı bir ilişki dinamiği olmaktan uzaklaşır. Kontrol, kıskançlık, manipülasyon gibi davranışlar kaçınılmaz hale gelir.

Modern Dünyada Yalnızlık Korkusu
Günümüzde bireylerin bağımlı ilişkiler yaşamasında teknolojinin ve modern yaşamın da etkisi büyük. Sosyal medya, hızlı iletişim, anlık tatminler bireyleri yüzeysel ilişkiler kurmaya iterken; diğer yandan gerçek yakınlık kurma yetilerini törpülüyor. Bu kırılgan yapıda insanlar, kendilerini güvende hissetmek için bir başkasına tutunma ihtiyacı duyuyor. Ancak bu tutunma hali zamanla sarılma değil, boğulmaya dönüşebiliyor.

Birçok insan için ilişki bir “kaçış” yolu haline geliyor: Yalnızlıktan, boşluktan, içsel çatışmalardan kaçış. Fakat unutulmamalı ki, kimse bizi kendimizden kurtaramaz. Bir ilişki, ancak biz kendimizi tamamlamaya başladığımızda sağlıklı bir zeminde inşa edilebilir.

Çıkış Nerede?
Bağımlı bir ilişki içindeyseniz, ilk adım farkındalıktır. Kendinize şu soruları sorun:

Onsuz ne hissediyorum? Kaygı mı, özgürlük mü?

Kendi kararlarımı alabiliyor muyum?

Kendi ilgi alanlarımı sürdürebiliyor muyum?

Bu ilişkide kendimi ifade edebiliyor muyum?

Eğer bu sorulara dürüstçe cevap verdiğinizde iç sesiniz rahatsızsa, belki de yeniden kendi benliğinize dönmenin zamanı gelmiştir. Bazen bir ilişkiyi sürdürmek değil, kendini yeniden inşa etmek gerekir.
Birine bağlanmak; onunla bir hayat kurmak, birlikte gelişmek, paylaşmak demektir. Ama bağımlı olmak; kendi hayatınızı onun üzerine inşa etmek, hatta yıkmak anlamına gelir. Aradaki fark, kişinin önce kendi içsel dünyasında kendine verdiği değerle başlar.

Bağ kurmak insanı iyileştirir, bağımlılık ise yavaşça tüketir. Bu yüzden ilişkilerde aradığımız şey yalnızca bir “birliktelik” değil, birlikte “bütün olabilmek” olmalıdır. Sevgi, sahip olmak değil; var olmak ve yaşamasına izin vermektir. Unutmayın, gerçekten sevdiğiniz biriyle bağ kurarsınız; ama kendinizi kaybederseniz, sadece bağımlı olursunuz.

{ "vars": { "gtag_id": "G-39E5WWDBTB", "config": { "G-39E5WWDBTB": { "groups": "default" } } }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }