Evvel Temmuz Şenlikleri’nin tarihsel kökenleri (I)

Abone Ol

Her yılın 14 Temmuz günü; genellikle Asya kıtasının Orta-Doğu alt sisteminde yer alan ve Mersin kıyılarından başlayan hilal gibi bir yay çizerek Tarsus, Adana, Hatay gibi illerimizi içine aldıktan sonra kıvrılarak dönen, Suriye’de ise, Tartus, Lâzkiye ve Cebel-i Ensâriye bölgelerinden uzanıp Lübnan'ın kuzey kıyılarında sonlanan; kimilerince “Alevi hilali” ve bazı Alevi aydınlar tarafından ise “Altın Hilal” olarak adlandırılan coğrafyada yaşayan halklar tarafından adına “Evvel Temmuz” denilen şenlikler düzenlenmektedir. Son yıllarda bu şenlikler, Samandağ gibi bazı ilçelerde bir haftaya yayılan Evvel Temmuz Festivali adı altında uzun süreli bir zamana yayılmaktadır. Hemen bu noktada belirtmemiz gerekir ki, “Festival” Latince kökenli bir sözcüktür. Ve “Festi=Ekmek” ve “Vale=Paydos” sözcüklerinin birleşmesinden türetilmiştir. Bizdeki Ramazan Oruçlarından sonra yapılan bayramlar gibi ekmek yemeden geçirilen belirli bir süreden sonra yapılan şenlikler anlamında kullanılmıştır. Türkçemizdeki tam karşılığı ise “Şenlik” sözcüğüdür. Kanımca bazı etkinliklere isim vermek söz konusu olduğunda bunlara Latince kökenli festival demek yerine, şenlik adını vermek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Başlangıçta hemen altını kalın çizgilerle çizerek belirtmemiz gerekirse “Evvel Temmuz” bir doğa, tarım, hasat ve bolluk ve bereket bayramıdır. Mevsimsel yaşam döngüsünü esas alan bir yeni yıl şenliğidir. Hangi günlerde kutlanacağı hakkında birbiriyle çelişkili çeşitli tarihler verilmektedir. Ancak Tarihsel ve kültürel açılardan bakıldığında “Evvel Temmuz” “Hıdır Ellez’e” benzeyen bir etkinliktir. Nasıl ki “Hıdır Ellez” 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece yarısı başlayıp, 6 Mayıs’ı 7 Mayıs’a bağlayan gece yarısı bitmekteyse; “Evvel Temmuz” da buna benzer bir biçimde 13 Temmuz’u 14 Temmuz’a bağlayan gece yarısı başlayıp, yine 14 Temmuz’u 15 Temmuz’a bağlayan gece yarısı sona ermektedir. Toplumsal kültürün önemli unsurlarından birisini oluşturan eğlence ve şenlik kültürünün tipik ve özgün örneklerinden birisini oluşturan “Evvel Temmuz”un tarihsel kökenleri, MÖ 5000’li yıllarda kurulmuş olan antik Sümer Devletine kadar gitmektedir. Tarihteki kurumsal anlamda kurulmuş ilk devlet olan Sümer Devleti, adına Mezopotamya denilen topraklar üzerinde çağına göre çok ileri sayılabilecek bir uygarlık kurmuştur. Yazıyı ve sayıları icat eden onlardır. Ve kendilerine göre bir takvim sistemi geliştirmişlerdir. İşte Evvel Temmuz, bu takvim sistemiyle ilgili bir etkinlik olarak doğmuştur. İşin aslına bakarsanız, bugün kullandığımız miladi takvimde 14 Temmuz olarak belirlenmiş olan gün, antik Sümer takviminde 1 Temmuz gününe isabet etmektedir. Ve bu 1 Temmuz günü, Sümerlilerde yılbaşı günü olarak kutlanmaktadır. Evvel Temmuz günü, o günlerden bugünlere kadar çağlar boyunca şekil, içerik, anlam, ritüel ve izlence değiştirerek gelmiştir. Evvel Temmuz şenliklerinin ortaya çıkış söylencesi olarak çağa, zamana ve uygarlıklara göre değişiklik gösteren çok çeşitli öyküler dile getirilmiştir. Evvel Temmuz; çok tanrılı dinlerin yaygın olduğu antikite döneminde hasadın yapıldığı ve bir sonraki hasat döneminin bereketli geçmesi için Sümer bereket tanrısı Dumuzi’ye kurbanların kesildiği, toplu yemeklerin yenildiği, çeşitli oyunların oynandığı, akraba mezarlıklarının ziyaret edildiği, tütsülerin yakıldığı ve çeşitli şenlik ve eğlencelerin düzenlendiği özel ve önemli bir gün olarak kabul edilmiştir. Tek tanrılı dinler dönemine geçildikten sonra bu kültür, özellikle İslamiyet’in doğuşu ve yaygınlaşmasından sonra, daha çok Arap Alevi nüfusun yaygın olduğu Alevi hilali diye tanımlanan Akdeniz kıyı şeridindeki ülke ve şehirlerinde kutsanmış bir gelenek olarak devam ettirilmiştir. Bolluk ve bereket tanrısı inancına ve Evvel Temmuz benzeri çeşitli şenliklere öteki antik uygarlıklarda da rastlanmaktadır. Sümerlerde Dumuzi olarak bilinen bu tanrı, Eski Mısır’da Osiris, Babil uygarlığında Tammuz, yine aynı Alevi hilali coğrafyasına denk düşen topraklarda uygarlık kurmuş olan Fenike uygarlığında Adonis ve Anadolu’da yine Tammuz olarak bilinmektedir. Bu isim, zamanla çeşitli değişimler geçirerek günümüze kadar gelmiştir. Bugün kullandığımız miladi takvimdeki Temmuz ayının adı da buradan gelmektedir. “Evvel Temmuz”a ilişkin Yunan mitolojisinde anlatılan bir öyküye göre, Adonis ya da onun öteki kültürlerdeki karşılığı olan Temmuz ona âşık olan tanrıçanın kıskançlığı yüzünden yeraltına hapsedilmiştir. Daha sonra yaptığından pişmanlık duyan aynı tanrıça, Temmuz’u affetmiş ve yer yüzüne çıkmasına izin vermiştir. Böylece yılın altı ayını yer altında geçiren Temmuz ya da Adonis, yılın geriye kalan altı ayını ise yeryüzünde geçirmek zorunda bırakılmıştır. Her yıl sonbaharla birlikte ağaçların yaprak dökmesi ve meyvelerin tohuma dönüşmesiyle birlikte uykuya dalan doğa gibi, Temmuz da yer altına çekilerek tanrıçadan uzaklaşmıştır. İlkbaharın gelip doğanın uyanması ve çiçeklerin açmasıyla birlikte yer altından çıkan Temmuz, yeniden tanrıça ile birlikte olmaya başlamıştır. Mitolojideki bu anlatım, doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharla birlikte yeniden canlanmasını ifade etmektedir. Temmuz’un yeryüzüne tekrar dönüşüyle birlikte dünyaya aşk, sevgi bolluk ve bereket de onunla birlikte gelmektedir. Dikkat edilirse, baharla birlikte çiçek açan meyve ve sebzeler 14 Temmuz tarihi itibariyle olgunluklarının ve yoğunluklarının doruğuna ulaşmaktadırlar. Bu günlerde, tarımsal ürün üretiminin doruk noktasına varılmasıyla birlikte bolluk ve bereket de her yana saçılmaktadır. İşte Evvel Temmuz törenleri, bu bolluk ve bereketi kutsamak için düzenlenmektedir. (Devam edecek)

{ "vars": { "gtag_id": "G-39E5WWDBTB", "config": { "G-39E5WWDBTB": { "groups": "default" } } }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }