Her gün diğer insanlara karşı dürüst olmanın öneminden bahsederiz. Yalan söylemenin zararları, güven ilişkilerinin önemi, gibi konular sıkça gündeme gelir. Fakat pek az kişi, kendi iç dünyasında yaşadığı dürüstlük sınavlarından bahseder. Oysa kişinin en fazla kendisine karşı dürüst olması gerekir. Kendimizi kandırdığımız sürece, yaşamımızın yönü, seçimlerimiz ve ilişkilerimiz sağlıklı bir zemine oturamaz. Gerçek anlamda iyileşmenin, gelişmenin ve huzurlu bir hayatın temeli, kişinin kendiyle kurduğu samimi ve dürüst ilişkidir.
Gerçek Kendilikle Yüzleşmenin Gücü
Kendinize en son ne zaman içtenlikle, yargılamadan, bahane üretmeden şu soruyu sordunuz: “Ben gerçekten ne hissediyorum?”
Bu soru, dış dünyaya sunduğumuz sosyal maskelerin ötesinde, “gerçek kendiliğimizle” temasa geçmenin ilk adımıdır. Psikolojide bu içsel dürüstlük hali, otantik hayat kavramıyla yakından ilişkilidir. Otantik bir hayat, kişinin kendi değerleri, hisleri ve ihtiyaçlarıyla uyum içinde yaşaması anlamına gelir. Fakat bu yaşayış tarzı, kendini tanımadan ve dürüstçe kabullenmeden mümkün değildir.
Çoğumuz çocukluktan itibaren, çevremizdekileri memnun etmeye, beklentilere göre hareket etmeye programlanırız. Ailemiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız ya da toplumun genel kalıpları bize nasıl “olmamız gerektiğini” öğretir. Bu dönemde, “gerçekte kim olduğumuz” bir kenara itilir. Zamanla o kadar çok rol benimseriz ki, hangisinin bize ait olduğunu, hangisinin dış dünyanın dayatması olduğunu ayırt edemez hale geliriz. İşte burada, kendimize karşı dürüst olmak bir seçim değil, bir gereksinim haline gelir.
Kendini Kandırmanın Psikolojik Bedeli
Kendine karşı dürüst olmamak, çoğu zaman kısa vadede rahatlatıcıdır. Örnek olarak bir ilişki bizi mutsuz ediyor olabilir ama “Her ilişki böyledir,” diyerek devam ederiz. İş yerinde tükenmiş hissedebiliriz ama “En azından bir işim var,” diyerek şikâyet etmeyi bile kendimize çok görürüz. Bu tür savunma mekanizmaları, bizi acıdan koruyor gibi görünse de, uzun vadede ruhsal birikim yaratır.
Klinik gözlemlerimden biliyorum ki; depresyon, anksiyete bozuklukları, tükenmişlik sendromu gibi birçok psikolojik rahatsızlığın temelinde insanın kendine karşı dürüst olmaması yatıyor olabilir. Kendi gereksinimlerini bastırmak, hislerini görmezden gelmek ya da devamlı olarak bir başkasının beklentisine göre yaşamak, kişiyi yavaş yavaş içsel olarak çökertir. Dışarıdan “iyi” görünen bir yaşam, içeride koca bir boşluğa dönüşebilir.
Kendini kandırmanın bedeli yalnızca ruh sağlığıyla sınırlı kalmaz. Yanlış meslek seçimleri, sağlıksız ilişkiler, özgüven eksikliği, öfke problemleri gibi çoğu alanda etkisini gösterir. Çünkü temelde, kişinin kendiyle çatışması vardır.
Duygularınız Size Ne Anlatıyor?
Kendine karşı dürüst olmanın en temel yolu, hislere kulak vermektir. Hisler, bastırıldığında değil, anlaşıldığında dönüşür. Öfke, bazen bir haksızlığa uğradığımızı; üzüntü, bir kaybı; kaygı ise geleceğe dair bir hazırlıksızlığı gösterir. Bu sinyalleri bastırmak yerine merakla ve yargılamadan dinlemek, içsel farkındalığı artırır.
Çok sık karşılaştığım bir örnek üzerinden gidelim: “Hayatımda her şey yolunda ama yine de mutsuzum.” Bu cümleyi duyan bir psikolog olarak ilk sorduğum sorulardan biri şudur: “Gerçekten sizin olan bir hayat mı yaşıyorsunuz, yoksa başkalarının istediği bir hayatı mı sürdürüyorsunuz?”
Bu soruya cevap vermek kolay değildir. Çünkü çoğu zaman kişi, kendi arzularını bile tanıyamayacak kadar derine gömmüştür. Hislerle tekrardan temas kurmak, bu gömülü arzuları ve bastırılmış yönleri açığa çıkarır. Elbette bu süreç sancılı olabilir. Fakat bu sancı, bir dönüşümün habercisidir.
Kendine Karşı Dürüst Olmak Cesaret İster
Kendinize şu soruları sormayı deneyin:
* Gerçekten mutlu muyum?
* Hayatımın kontrolü bende mi?
* Seçimlerim beni yansıtıyor mu?
* Neleri yaparken kendimi özgür hissediyorum?
Bu sorulara dürüst cevaplar vermek, büyük bir cesaret ister. Çünkü bazen kabul etmesi zor gerçeklerle karşılaşırız. Belki senelerimizi verdiğimiz bir kariyer yolunun aslında bize göre olmadığını fark ederiz. Belki de senelerdir sürdürdüğümüz bir ilişkinin yalnızca alışkanlık olduğunu. İşte tam bu noktada, kendine karşı dürüst olan kişi, değişim yoluna girmeye başlar.
Değişim, her zaman konforlu değildir ama gerçektir. Ve bu gerçeklik, insanın hayatında bir dönüşüm yaratır. Daha özgür, daha tatmin edici ve daha anlamlı bir yaşamın kapıları açılır.
Psikolojik Danışmanın Rolü
Kendine karşı dürüst olma süreci, çoğu zaman tek başına yürütülmesi zor bir yolculuktur. Çünkü kişi, kendi kör noktalarını görmekte zorlanabilir. Bu noktada psikolojik danışmanlık, insanın iç dünyasını keşfetmesine, bastırdığı hislerle yüzleşmesine ve gerçek gereksinimlerini anlamasına yardımcı olur.
Terapi ortamı, yargıdan uzak, güvenli bir alan sunar. Danışan, burada ilk defa “rol yapmadan” var olabilir. Kendini ifade ederken neyi sebep söylediğini fark eder. Maskeler düşmeye başlar. Ve bu farkındalıkla birlikte, içsel değişim de mümkün hale gelir.
Pratik Öneriler: Kendinize Dürüst Olmak İçin 5 Adım
1. Günlük Tutun: Her gün 5-10 dakika ayırarak hislerinizi yazın. Ne düşündüğünüzü değil, ne hissettiğinizi yazmaya odaklanın.
2. “Neden?” Sorusu ile Derinleşin: Bir hissinizin ya da davranışınızın arkasında ne olduğunu anlamaya çalışın. Kendinize birkaç kez “Neden böyle hissediyorum?” diye sorun.
3. Yargılamadan Gözlemleyin: Kendinize yönelik iç sesiniz yargılayıcı mı, anlayışlı mı? Kendinizi bir arkadaşınız gibi dinlemeye çalışın.
4. Kendinizle Zaman Geçirin: Sessiz kalabileceğiniz, sizi meşgul etmeyen bir ortam yaratın. Bu sürelerde yalnızca “kendinizle olmak” bile büyük fark yaratır.
5. Gerektiğinde Destek Alın: İçinden çıkamadığınız duygular ya da farkındalıklar ortaya çıkarsa bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.
Son Söz
Kendinize karşı dürüst olmak, bir varoluş yolculuğudur. Bu yolculukta inişler, çıkışlar, yüzleşmeler, bazen pişmanlıklar ve sonunda kabullenişler vardır. Fakat her adım, sizi kendinize biraz daha yaklaştırır. Yaşamınızda neyin gerçek olduğunu, neyin size ait olduğunu ancak bu şekilde anlayabilirsiniz.
Unutulmamalıdır ki: Kendinizi kandırarak belki çevrenizi idare edebilirsiniz ama kendi ruhunuzu asla susturamazsınız. İç huzurunuzun anahtarı, gerçeği kabullenmekte saklıdır.
Kendinize karşı dürüst olun. Çünkü siz, en çok bunu hak ediyorsunuz.