15 Temmuz 2025 tarihinde hayatını kaybeden usta yazar Pınar Kür’ün ardından edebiyat çevreleri hem yas hem de yeniden değerlendirme sürecine girdi. Kür’ün 1976 yılında yayımlanan ve 1980 darbesi sonrasında toplatılan “Yarın Yarın” adlı romanı, ölümünün ardından bir kez daha gündeme geldi. Peki, bu roman neden toplatıldı? Kür’ün edebi mirası neden hâlâ bu kadar güçlü tartışmalara konu oluyor?
Toplatma Kararı: Siyasi Dönemin Gölgesi
Pınar Kür'ün “Yarın Yarın” romanı, o dönem için cesur sayılabilecek cinsellik, bireysel özgürlük ve sınıfsal çatışma temalarını işliyordu. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında “müstehcenlik” gerekçesiyle mahkeme kararıyla toplatılan eser, aslında siyasal ve toplumsal tabulara dokunduğu için hedef haline getirilmişti. Kür, bir röportajında bu süreci şöyle anlatmıştı:
“O kitapta anlatılanlar ne pornografikti ne de ahlak dışıydı. Ama kadın arzusu hâlâ bu toplumda korkutucudur.”
Toplatılma süreci, sadece yazarın değil, o dönem farklı düşünen tüm aydınların üzerindeki baskının bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Edebi Mirası ve “Yarın Yarın”ın Önemi
Pınar Kür, Türk edebiyatında kadının iç dünyasını cesurca anlatan kalemlerden biri olarak biliniyor. “Yarın Yarın” ise onun bu duruşunun manifestosu gibiydi. Başkahraman Güliz üzerinden hem bireysel arayışlar hem de toplumun baskılayıcı yapısı anlatılırken, dönemin kültürel kodları da sorgulanıyordu.
Bu yüzden “Yarın Yarın”, sadece bir roman değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu yansıtan edebi bir belge olarak kabul ediliyor. Romanın ölüm sonrası yeniden gündeme gelmesi de bu bağlamda tesadüf değil.
Kimdir Pınar Kür?
1943 yılında Bursa’da doğan Pınar Kür, İstanbul Üniversitesi ve Sorbonne’da eğitim gördü. Tiyatro, roman, deneme türlerinde eserler verdi. "Asılacak Kadın", "Bitmeyen Aşk", "Bir Cinayet Romanı" gibi kitaplarıyla tanındı. Kadın hakları, özgürlükler ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında da fikirleriyle öne çıktı. Akademisyen kimliğiyle de uzun yıllar genç yazarlara rehberlik etti. 1980 darbesinin ardından Türkiye’de birçok sanat eseri gibi “Yarın Yarın” da mahkeme kararıyla toplatılmıştı. O dönem “müstehcenlik” iddiasıyla açılan dava, edebiyatın üzerindeki sansür baskısını bir kez daha göstermişti. Yıllar içinde yeniden yayımlanan roman, bugün Türkiye'de edebi direnişin sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.