1766 BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ

Marmara Denizi’nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olan 7,1 büyüklüğündeki deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili oldu. Aynı yıl yaşanan ikinci deprem 5 Ağustos’ta meydana geldi ve ilkinin etkilerini hem yaygınlaştırdı hem derinleştirdi. 5 bin civarında insanın hayatını kaybetmesine neden olan deprem özellikle Üsküdar ve Boğaziçi’ndeki köyler de dâhil şehrin meskûn mahallerinde yaygın hasara yol açtı. Depremin ardından birçok şehir sakini günlerce dışarıda kaldı. Sultan I. Abdülhamid kargaşa veya ayaklanma korkusu sebebiyle sokaklarda devriye gezmesi talimatı verdi. 

1894 İSTANBUL DEPREMİ

Marmara Denizi’nde 10 Temmuz 1894 saat 12.24’te, merkez üssü İzmit açıkları ve büyüklüğü 7,0 olarak tahmin edilen bir deprem meydana geldi. Yaklaşık  bin 400  kişinin hayatını kaybettiği deprem nedeniyle İstanbul’da zarar görmeyen bina kalmadığı belirtiliyor. Kapalıçarşı başta olmak üzere çok sayıda bina yıkıldı veya ağır hasar aldı.

1894 İstanbul depremi  dünyada da yankı yarattı ve afet sonrasında Osmanlı Devleti’nin yurt çapındaki ilk resmi yardım kampanyasıyla birlikte dünyadaki ilk uluslararası bağış kampanyası düzenlendi. Deprem sonrasında 2. Abdülhamid’in başkanlığında ve Şehremaneti içinde “İane-i Musâbîn Komisyon-u Âlisi” oluşturuldu. İlk yardımı 2. Abdülhamid 1.000 lira ile başlattı. Yurtdışından da yardımlar geldi. 

1924 ERZURUM DEPREMİ

Erzurum 1924 yılında üç ayrı depremle sarsıldı. İlk deprem 13 Mayıs 1924, ikincisi 6 Eylül 1924, en şiddetli ve yıkıcı olan üçüncüsü ise 13 Eylül 1924 tarihinde meydana geldi. 13 Eylül depremi ciddi anlamda mal ve can kaybına neden olmuştu. 60 kişi hayatını kaybetti, 380 binada hasar meydana geldi. Mustafa Kemal Atatürk, deprem haberini “Gazi’nin Sonbahar Gezileri” olarak bilinen gezi programı kapsamında Trabzon’da iken haber aldı ve programını iptal ederek Erzurum’a gitti.  

Depremin meydana geldiği ilk günlerde, Rüştü Paşa’nın gazetecilere yaptığı bir açıklamaya göre, Pasinler’de 3463 ev kısmen, 1312 ev tamamen harap olmuş, 210 kişi vefat etmişti. Narman’da 927 ev kısmen, 272 ev tamamen yıkılmış, 2716 kişi açıkta kalmıştı. 

1930 HAKKÂRİ DEPREMİ

7 Mayıs 1930 tarihinde Türkiye saatiyle 00.34’te Türkiye-İran sınırında meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremden Hakkâri etkilendi. 80 köy tamamen yıkıldı, 2 bin 514 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 3 bin bina hasar gördü. Şehrin neredeyse yerle bir olduğu deprem o zamanın gazetelerinde yer almadı.

BÜYÜK ERZİNCAN DEPREMİ

Türkiye’nin en büyük depremi 7.9’la 27 Aralık 1939’da Erzincan’da gerçekleşti. 52 saniye süren depremde 33 bin insan yaşamını kaybetti, binlerce insan yaralandı, 116 bin 720 bina yıkıldı. Şehrin neredeyse tamamının yıkıldığı depremde havanın çok soğuk olması ve yardımların hava koşulları nedeniyle ulaşması geciktiğinden ölü sayısının artmasına neden oldu. Halka yardım etmesi için cezaevinden bırakılan mahkumlar, yaklaşık bin kişinin hayatını kurtardı.

Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan depremden Erzincan’ın yanı sıra 11 il etkilendi.  Depremin hemen ardından yardım kampanyaları başlatıldı. Çeşitli illerden ve yurtdışından yapılan yardımlar bölgeye aktarıldı. Depremden etkilenen yurttaşlara destek için farklı kampanyalar da düzenlendi. Ankara Halkevi depremzedeler için konser ve piyesler tertip etmiş, Ankara’da bazı sinemalar birkaç günlük hasılatlarını depremzedelere yollanması yönünde karar aldılar. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın da içinde bulunduğu 8 kulüp kendi aralarında maçlar yaparak buradan elde edilen gelirleri depremzedelerin ihtiyaçları için kullandı.

Depremden sonra ilk etapta yaralılar ve evsiz kalanlar yıkılmayan binalara yerleştirildi, bir kısmına çadır verilerek geçici olarak bir barınma kampı oluşturuldu ardından Divriği ve Kayseri’ye yerleştirildi. Akrabaları ölmüş ve kimsesiz kalmış kadınların 200 kadarı da bez fabrikasında çalışmak üzere Malatya’ya gönderildi. İskân ve göç çalışmaları devam ederek depremzedelerin bir kısmı hem aile hem de birey olarak Ankara, Bursa, İzmir ve Giresun gibi şehirlerde yaşadı. 

1942 ERBAA DEPREMİ

20 Aralık 1942’de Kurban Bayramı’nın 3’üncü günü saat 17.00’da meydana gelen 7,0 şiddetindeki deprem 30 saniye sürdü. 3 bin kişinin hayatını kaybettiği depreme ilişkin dönemin Tokat Valisi İzzettin Çağpar verdiği mülakatta deprem anını ve yaşanan dehşeti şöyle anlattı: “Deprem saat 17.00’de oldu. 30 saniye sürdü ve ufki istikametten geldi. Niksar ve Erbaa’dan hiçbir haber alınmayınca jandarma komutanını Niksar’a yolladım. Ben de yanıma bir operatör alarak Erbaa’ya hareket ettim. Kasabaya yaklaşırken yeni bir bina olan Boğma (Niksar-Gözpınar) karakolunun tamamıyla yıkıldığını ve iyi bir tesadüfle jandarmaların kurtulmuş olduklarını gördüm. Depremin dehşetini Erbaa’da anladım. Erbaa yakınındaki Aladon (Aladun - Yeni Mahalle) ve Tepekışla köyleri tamamıyla yıkılmıştı, yer yer yangınlar çıkmıştı. Tarla içlerinden Erbaa’ya geçtik. 16 yangın kasabayı sarmıştı. Ev namına bir şey kalmamıştı. Herkes birbirinden habersiz ve feryat içinde idi. Memurların bir kısmı ölmüştü.