Hayatın insana armağan ettiği en büyük değerlerden biri, sahici insanlarla yollarının kesişmesidir. Bazı insanlar vardır ki, onların varlığıyla yolunuz aydınlanır, kalbiniz güçlenir, umutlarınız tazelenir. Ali Nejat da benim için öyle bir insandı.

Onu tanıdığım günden bu yana belleğimde hep aynı şey kaldı: Duruşu, sözleri ve bakışıyla insana güven veren, doğruluktan şaşmayan, sahici bir insan oluşu. İçinde sahte hiçbir duygu barındırmayan, ilkeleriyle dimdik duran bir kişilikti o. Yalnızca ailesi için değil, dostları ve yoldaşları için de bir çınar gibiydi.

Sevgili Harika kardeşimle kurdukları birliktelik sıradan bir evlilik değildi. Onlar birbirine sadece eş değil, aynı zamanda dost ve yoldaştılar. Hem aşkı hem dayanışmayı omuzlayan, bir dava evliliği gibiydi onlarınki. İnandıkları değerleri birlikte savunuyor, hayatı yan yana sırtlıyorlardı.

Ama Ali Nejat’ın en büyük titizliği, en çok üstünde durduğu şey, çocukları Çisil ve Devrim Çığlık’tı. Onların iyi bir eğitim alması, ülkesine ve ailesine yararlı bireyler olarak yetişmesi için büyük bir çaba verdi. Her zaman gururla bahsettiği, gözlerinin ışıldadığı tek şey çocuklarının geleceğiydi. Onların birer insan, birer değer, birer umut olabilmesi için elinden geleni yaptı. Baba olmayı sadece sorumluluk değil, aynı zamanda onurlu bir görev bildi.

Ali Nejat, sınıfta öğrencilerinin karşısına geçtiğinde yalnızca ders anlatan bir öğretmen değildi. Onlara bilgiden çok daha fazlasını aktarıyordu. “İyi bir insan olmayı öğrenmeden, hiçbir dersin gerçek anlamı yoktur” derdi sık sık. Öğrencilerine, hayatı yalnızca ezberlenecek satırlardan değil, sorumluluk ve cesaretle yaşanacak bir yolculuktan ibaret görmelerini öğretti.

Aynı duyarlılığı evinde, Çisil ve Devrim Çığlık’a karşı da gösterdi. Onları büyütürken hep şunu fısıldardı: “Bilginiz olsun ama vicdanınız da olsun. Ülkenize faydalı olun, insanlığınızı kaybetmeyin. Nerede olursanız olun, doğruyu söylemekten vazgeçmeyin.” Çocuklarına yalnızca baba olmadı; aynı zamanda öğretmen, yol gösterici ve örnek bir insan oldu.

Onu tanıdıkça gördüm ki, hayatındaki en büyük erdem sahicilikti. İlkelerinden ödün vermeyen, çıkar uğruna eğilip bükülmeyen, yaşadığı gibi inanan bir insandı. Bazen bir çocuk gülüşü gibi içten, bazen bir sabah güneşi gibi umutlu, bazen de bir devrim ateşi kadar kararlıydı.

Ali Nejat Yaman’ı Yozgat, Boğalayan’da sonsuzluğa uğurladık. O gün elim toprağa varmadı. Mezarına toprak atamadım; çünkü insan sevdiğinin üzerine nasıl toprak atar? O an anladım ki, Ali Nejat toprağın altında değil, bizim yüreğimizde yaşayacak. Onun kökleri, sözleri ve hatıralarıyla zaten hepimizin içinde bir çınar olarak kalacak. Bizim için artık bir mezar taşı değil, yaşarken bıraktığı izlerdir gerçek hatırası.

Şimdi aramızda değil. Bu gidiş, içimizde derin bir boşluk bıraktı. Ama biliyorum ki Harika kardeşim onunla geçen yılları bir ömür boyu şükranla anacak. Çisil ve Devrim Çığlık, babalarının onurlu mirasını taşıyacak. Biz dostları ise her anısında, her gülüşünde, her bakışında onu yeniden hatırlayacağız. Çünkü gerçek insanlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, geleceğe de iz bırakır.

Ali Nejat’ın adı, yüzü ve sözleri belleğimizde hep yaşayacak. Çünkü bazı insanlar gitmez; sadece yer değiştirir. Bizimle birlikte her sabah yeniden uyanır, her hatırada yeniden canlanır.

İşte bu yüzden, onu yalnızca kelimelerle anmak eksik kalır. Onun insana, öğretmenliğe ve devrime adanmış hayatını anlatmanın en güzel yolu belki de bir şiirdir. Çünkü Ali Nejat, başlı başına bir şiirdi: sahici, dirençli, umut dolu…


ALİ NEJAT İÇİN

Bir insan tanıdım,
Çınar gibiydi kökleriyle,
Yaprakları göğe uzanırdı,
Gölgesinde dostluk, sevgi, güven vardı.

Bir baba tanıdım,
Kızı Çisil’in gözlerinde ışık arardı,
Oğlu Devrim Çığlık’ta yarının sesini duyardı.
Titredi üstlerinde,
Onların geleceğini ülkesinin geleceği bildi.

Bir öğretmen tanıdım,
Dersleri yalnızca kitaplarda değil,
Vicdanda ve cesarette yazılıydı.
“İyi insan olun” derdi,
“Bilgi vicdanla birleşmedikçe eksiktir.”

Bir devrimci tanıdım,
Hiç eğilmedi, hiç satılmadı,
İnandığını korkusuzca haykırdı.
Sözleri ekmek gibi doyurur,
Suskunluğu bile özgürlük çağrısı olurdu.

Şimdi yıldızlara yürüdü,
Ama gölgesi hâlâ yanımızda.
Çünkü bazı insanlar ölmez,
Toprağa düşer, filiz verir,
Ve yeniden hayat olur.

Ali Nejat,
Çınar gibi köklü,
Öğretmen gibi yol gösterici,
İnsan gibi sahici,
Devrimci gibi dirençli…
Hep bizimle kalacaksın.

Yusuf Ziya AK