Hem doğru oturacağız ve hem de doğru konuşacağız.

“Doğru konuşmaya çalışacağız,” diyelim.

“At izi it izine karışmadan” ya da karıştırmadan…

Adım adım gidelim ya da.

Yaklaşık elli yıllık terör bitsin mi?

Kaybettiğimiz kırk bini aşkın canımız kıymetli miydi?

Terörü, siyasi emellerimiz için kullanmaya devam mı edelim?

Yüreğimizin sesini mi dinleyelim yoksa kişisel, geçici, bencil çıkarlarımızın seslerini mi?

Kurucu önderimizin işaretine mi bakalım yoksa emperyalistlerin bizi yok etme planlarına alet mi olalım?

Amasız, fakatsız…

Dürüst olalım, önce kendimize ve sonra da ulusumuza ve vatan şehitlerimize.

Kısa vadeli çıkarlarımızı mı önceleyelim yoksa Atatürk’ün emaneti olarak Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatma görevimizi mi?

Hangi nedenle olursa olsun, kaldı ki Türk Silahlı kuvvetlerimizin, polisimizin, jandarmamızın, korucularımızın ve topyekûn milletimizin birlikteliği ile “Yurtta sulh” ortamına girdik. Yok, yok hemen sinirlenmeyin, yaşamda her şey adım adım ilerler. Bu ilk adımı da önemsiyoruz, destekliyoruz, yanındayız, devamında bize düşecek görevleri canla başla yapmaya hazırız.

Terör örgütü, kendini feshetmeyi ve silahları teslim etmeyi kabul etti.

İyi mi? Birlikte, mutlu yaşamanın gereği olmayacak mı?

Diyarbakır anneleri başta olmak üzere herkes çocuklarıyla mutlu olmayacak mı?

Tarihsel birlikteliğimizi geleceğe taşımış olmayacak mıyız?

Atılan ilk doğru adımı desteklememiz mi gerekir yoksa “Ama” ya da “Fakat” diyerek çelme takmak mı?

Tarihimize, dünya tarihine, dünya devrimci önderlerine bakalım. (Atatürk, Mao, Lenin, Castro…) Düz bir çizgide mi yürüdüler yoksa engebeleri halkla birlikte aşarak mı?

Siyasi iktidar, terör örgütünün TBMM’deki siyasi uzantısı bugünkü adıyla DEM ile terör örgütüne silah bırakma ve kendini feshetme konularında anlaştılar ve yürüyorlar. Bunun neresi kötü? Kaldı ki bu aşama birilerinin dudakları arasından çıkan sözcüklerle değil topyekûn ordu-Millet birlikteliği ile kazanılmıştır.

Terör bitmesin mi?

“Bitsin, ama…” dersek ben de sorarım; “Aması ne?”

Ya da birilerinin, “Daha ağır silahlar YPG’ye gidiyor,” türünden sözlere de söyleyeceklerimiz var elbette;

Suriye yönetimi, “Suriye’de tek devlet, tek ordu, tek yönetim,” ilanını yaptı ve kararlılığını vurguladı…

Irak, temsili silah yakmadan memnun ve devamını bekliyor.

İran, “Teröre destek yok,” diyor.

Tüm bunların en üst sırasında olan ise, PYD, YPG, YPJ, PJAK gibi PKK kollarının üst kurulu olan KCK yapılanmasının Eşbaşkanı Bese Hozat, silah bırakan ilk kişi oldu ve bunu onurla gururla yaptığını söyledi.

Söz hakkı mı istiyoruz? TBMM komisyonunda görev alalım o zaman… (Vekillerimiz orada ya hani?)

Net olalım. Net olmak zorundayız.

Tarihimize sahiplendiğimizi göstermek için ve geleceğimiz olan torunlarımız için.

Net olmak her zaman ve her durumda olması gerekendir ve sonuç getirendir.